Kötü günler geride kaldı , sırada daha kötü günler var. Biraz klişe ama galiba bu yıl ve önümüzdeki yıl için doğru. Dileriz ki çok güzel bir yıl olur. Ama üç gün sokağa çıkma yasağıyla başlıyoruz yıla. Tatilde hangi filmi izleyeceğinizi bilmiyor olabilirsiniz. Ben de size bu sürede  izleyip güzel vakit geçireceğiniz on tane film önerisiyle geldim.

The İmitation Game  : İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi askerlerinin çok önemli bir kozu olan enigma kodlarını  çözmeye çalışan İngilizler , filmimizin ana karakterine giderler. Kendi bildiği yoldan şaşmadığı için ekibiyle ayrılık  yaşamasına rağmen ekbini yanına çekmeyi başarmıştı. Ancak artık üstleri rahatsız olmaya başlamıştı. Ve garip  davranışları da eklenince üstünde iyice baskı oluşmuştu. Tüm bunlara rağmen her gün değişen Enigma kodlarını çözmeyi başarır. Ve böylece İkinci Dünya Savaşı’nın kırılma anlarından biri yaşanır. Ve bu sayede 14 milyon can kurtarır. Ardından sırf eşcinsel olduğu için hadım bırakılır. Üstelik bu bahsettiğimiz kişi bilgisayarın mucidi sayılan Alan Turing. Hayatını araştırmanızı ve bu filmi izlemenizi şiddetle öneririm. Filmin kadrosunda göz nuru Benedict Cumherbacht ve Keira Knightley gibi yıldızlar bulunurken yönetmeni Morten Tyldum.

 

Pek Yakında : Cem Yılmaz’ın en sevdiğim filmi değil ama en sevdiğim filmlerinden bir tanesi. Korsan film satan karakterimiz , eşiyle sıkıntı yaşamakta ve  çocuğunu istediği kadar göremiyordu. Eşinin hayalini gerçekleştirmek için büyük bir fedakarlıktan bulunur. Hem komedi hem dram tadında olan filmin kadrosu ismini yazmak için seçemeyeceğim kadar yıldızla dolu.

Focus  : Britney Spears klibi gibi biraz. Bir çift Amerika’daki zenginleri dolandırmaya çalışması ve en sonunda erkeğin ayrılması. Feminist değilim gerçekten filmlerde böyle denk geliyor uzun zamandır. Sonra bir erkek karakter gene bazı dümenler çevirirken karşılaşırlar.
Filmin devamı geliyor zaten. Orasını da siz izlemelisiniz bence. Kadrosunda Will Smith ve dünya güzeli Margot Robbie bulunuyor. Yönetmenlerimiz  ise Glenn Ficarra ve John Requa.

Bana Masal Anlatma : Ailenizle , küçük kardeşinizle izleyebileceğiniz çok güzel bir Türk filmi. Zamanında kendine anlatılan masaldaki kızı bulan karakterimiz mahallesinin siteye dönüşmesini engellemeye çalışmaktadır. Bence boş hava ama güzel bir film. Başrolde Fatih Artman ve Hande Doğandemir’in olduğu bu film gerçek anlamda yıldızlarla dolu. Devrim Yakut , Tarık Ünlüoğlu , Erdal Tosun , Yılmaz Erdoğan , Gürkan Uygun , Erdal Tosun… Dahası da var üstelik. Yönetmenimiz ise Burak Aksak.

Breakfast Club  : Aramızdaki ayrımlara dikkat çeken çok güzel bir film. Herkese öneririm. Bir grup öğrenci ceza olarak cumartesi günlerini okulda geçirecektir. Ama hepsi okulun farklı tipleri. En popüleri , en belalısı , sporcusu , çalışkanı , paranoyağı… Hepsi ayrı telden çalıyor. Ve en sonunda herkes aslında aynı olduğunu  fark ediyor. Filmin sonrasını çok merak ediyorum gerçekten. Judd Nelson , Ally Sheedy gibi oyunculardan oluşan filmin yönetmeni John Hughes.

Django : Ayrımlara dikkat çeken başka bir film daha. Eski dönemde geçen bu filmimizin konusu ise siyahi bir adamın köleyken eşinden ayrı düşüp zorluklara rağmen
eşini bulmaya çalışması. Gerçekten çok başarılı. Köleliğin , ırkçılığın , kadınları ezmenin ne kadar kötü olduğunu bu filmi izleyince bir kez daha anlayacaksınız. Kadrosu ise galaksi gibi.
Jamie Foxx , Christoph Waltz , Samuel L. Jackson , Kerry Washington ve paşam Leonardo DiCaprio. Yönetmenimiz ise sektörün en iyilerinde Quentin Tarantino.

The Revenant  : Paşam DiCaprio’ya Oscar getiren film. 19. yüzyılda kürk avcılarının hayatta kalmasını anlatarak başlayan filmimiz daha sonra karakterimizin intikam hikayesine
dönüşmekte. Ailesini kaybeden ve kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan birisi karakterimiz. İntikamı için her şeyi yapmaya hazır. Göz nuru Leonardo DiCaprio , yakışıklı Venom abimiz
Tom Hardy gibi oyunculardan oluşan filmimiz yönetmeni Alejandro Gomez.

İrishman  : Şimdiden izlemeye başlayın. Yeni yıla başka filmle girebilirsiniz belki. 3 saatlik bir film uykunuz gelebilir , hazırlıklı olun. İrlandalı bir şoförün mafyanın içine
karışmasıyla başlayan öykümüz acı bir sonla bitiyor. Martin Scorsese klasiği. Gerçekten Oscar’lık bir filmdi. Al Pacino , Robert De Niro , Joe Pesci gibi
dünyanın en klas adamları oynuyor filmde. İzlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Fight Club  : Her ne kadar bu düzenin ekmeğini yese de düzeni eleştiren bir film. Beyaz yakalı bir abimizin çıldırması ve eğlence için bir uçakta tanıştığı bir adamla kendi kulübünü kurmasıyla başlıyor hikaye. Kulüp hakkında konuşamıyoruz ama belli bir süre sonra kulüp kuruluşundaki halinden daha farklı bir hale bürünecek. Edward Norton , Brad Pitt , Helena  Carter , Jared Leto… Bu güzel kadronun yönetmeni ise David Fincher.

İtalyan İşi : Bir grup hırsız , güzel bir ganimet elde ettikten sonra kutlama yaparken ihanetle sarsılır. Tabii ki sonra gruptakiler olayın peşini bırakmaz ve hain arkadaşlarının peşine düşerler.
Ama biraz hafife alırlar ilk başta arkadaşlarını. Ve hikaye uzar. En sevdiğim filmler listesine dahil edemem ama izlerken eğleneceğinizden eminim. Kadrosunda güzeller güzeli Charlize Theron, Mark Wahlberg , Jason Statham ,Edward Norton gibi yıldızları barındıran filmimiz yönetmeni ise Gary Gray.

 

 

Herkese mutlu yıllar!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here