Ülke olarak izlemekten başka bir faaliyette bulanamadığımız bir ödül töreni. Ve uzunca

bir süre daha beklememiz gerekebilir. Belki de asla bulunamayacağız. Ülke olarak film
ve dizilere bakış açımız değişmeli her şeyden önce. Kaliteli yönetmenlerimiz , oyuncularımız , filmlerimiz var fazlasıyla ama hiçbiri Türkiye’den başka bir ülkede izlenmiyor. Bunun iki nedeni var bana göre : vizyonsuzluğumuz ve ekonomimiz.

Bu cümlemin üzerine “Gereksiz muhalefet yapma” diyebilirsiniz ama bunlar gerçekler ve “muhalefet” olsun diye söylemiyorum bunları. Ama ekonomik boyuttan önce vizyonsuzluğumuza değinmek istiyorum.

Televizyonda yayınlanan dizilere bakarsınız bile ne dediğimi anlayabilirsiniz. Konusu zengin oğlan ve fakir kız olan dizilerden başka bir şey yok diyebileceğimiz boyutta kötüler. Film konusunda da öyleyiz. Her sene aynı  komedi filmleri , aşk filmleri ,  aynı siyasi görüşte arkadaşların çektiği yanlış tarihi filmler… Daha bu işin YouTube kısmını saymıyorum. Eline para geçen her arkadaş eline kamera alıyor. Kendi hayatını anlatacakmış paşam. Ne yaşadınız ve ne yaptınız ? Fenomenlerden nefret etmiyorum. Hatta ben de eğleniyorum videoları izlerken. Hayatınızın bir filme dönüştürülmesi gerektiğini düşünecek ne yaptınız? Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal ile ilgili çarpıcı bir filmimiz bile yok üstelik. Veda ve Son Umut geliyor akla sadece. Oscar’a en çok yaklaştığımız an olabilir Russel Crowe’un Son Umut filminde oynaması.

Ama gel gör ki izleniyor. Senaristler de ne senaryoyu değiştiriyor ne de yönetmenler ve oyuncular başka bir senaryo istiyor.  Bu işi sevdiği için değil de Nusret’te poz vermek için yapan adamlar olduğu sürecede bu diziler ve filmler çekilecek.

Şu ana kadar vizyonsuzluğumuzdan bahsettim. Şimdi de vizyonsuzluğun kaynağından bahsedeceğim. Ekonomiden. “Ne alakası var?” diye sorabilir bazılarınız. Adam ay sonunu zor getiriyor , çocuğunun karnını nasıl doyuracağını düşünüyor. Bir de oturup dizi-film önerisi mi kovalayacak. Eve yorgun ve bitkin geliyor. Açıyor televizyonu ve karşısına ne çıkarsa izliyor. Yılda tek sefer çocuğunu sinemaya götürecek olursa da çocuğunun internette gördüğü şeyi izlemek zorunda kalıyor.

Refahın olmadığı yerde felsefe , sanat ve bilim gelişmez.Felsefenin doğduğu coğrafyaya bakınız sadece. Dediğimi anlamak için o coğrafyanın şartlarına bir bakınız. Bir de oturduğunuz mahalleden biraz uzaklaşınız. O zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Ekonomik boyuta biraz daha değinmek istiyorum. Mesela bir tane Hızlı ve Öfkeli bütçesiyle sekiz tane Organize İşler : Sazan Sarmalı çekilebiliyor. Bu da başka bir açısı. Birim para olarak aynı miktardalar aslında.

Bu sene aday adayı olarak 7. Koğuştaki Mucize filmini yolladık. Gayet güzel bir filmdi fakat aday olabilecek mi? Ben düşünmüyorum olabileceğini.  Her şeyden önce alıntı bir film. Tarihte de alıntı filmler pek fazla ödül alamadı. Ve sadece Türkiye ile bazı  gelişmemiş ülkelerde izlendi. Neymar’ın hikayesinde filmden bahsetmesi ile olacak bir iş değil.

Ben senarist , yönetmen , yapımcı veya oyuncu değilim. Nasıl Oscar kazanılır , bir film veya dizi nasıl her ülkede izleyici kazanır gibi soruların cevapları bende yok.
Ama nasıl kazanılmaz ve nasıl izleyici kazanamaz gibi soruların cevapları bende var. Hatta cevaplar benim çünkü izleyici benim.

 

Yazımın sonuna gelirken bir önceki yazımda olduğu gibi kendinizin ve çevrenizin sağlığına dikkat etmenizi rica ediyor ve iyi günler dinliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here